23 Ekim 2024 Çarşamba
Sukkur, Pakistan’ın Sindh eyaletinde ve İndüs nehri kenarında kurulmuş 14. büyük şehridir. Sindh eyaletinin de 3. büyük şehridir. Multan’dan Karaçi’ye giderken yol çok uzun olduğundan bir gece bu şehirde konaklamaya karar vermiştik. Multan -Sukkur arası 430 km. olup otobüs yolculuğu yaklaşık 5-6 saat sürüyor. Otele akşam üzeri geldik. İndüs Nehri kenarında bulunan Royal Taj Hotel ‘e bir gece kalmak için kahvaltı dahil 17.000 PKR(61.18 Dolar) otelde ödedik. Bu otel de rezervasyon için telefonla konuşarak (Sobia Quareshi ) ile anlaşmıştım. +923007899200 Watsapp no. Şehir dışında ve İndüs Nehri kıyısındaki otel bahçe içinde yeni yapılmış, iki katlı tertemiz bir oteldi. Akşam yemeğini otelde yedik. Sobia Hanımla da tanışma imkanı bulduk. Çalışan personelin hepsi çok ilgilendiler. Yarın ki Karaçi yolculuğumuz için bir arabaya ihtiyacımız olduğunu söyledik. Hemen ” Muhtar Ali” adında birisini çağırdılar. 30.000 rupiye yani 3.700 liraya Sukkur-Karaçi yolculuğumuz için anlaştık. Saat mefhumu olmadan sabah 09.00 da hareket edeceğiz. Yollarda bazı yerlere uğrayarak , gezerek Karaçi’ye gideceğiz.
24 Ekim 2024 Perşembe
Sabah Royal Taj otelde yaptığımız güzel bir kahvaltıdan sonra bizi götürecek olan Muhtar Ali adlı şoför geldi. Otelin önünde Sobia ile resim çekildik. Saat tam 10.00 da otelden ayrıldık. Daha evvelden “LLoyd Bidge” denilen şimdi ise ” Sukkur Bridge” adlı köprü ve barajın birlikte görüntülendiği Sukkur Museum’un önünde durarak etrafı seyrettik ve resimler çektik. İndüs Nehrinin iki yakasını birleştiren bu köprüyü İngilizler yapmış; daha evvelki demir köprü ” Lansdowne Bridge” ise Tomb Of Seven Sisters’e giderken üstünden geçtiğimiz köprüymüş. Bu köprüler yokken karşıdan karşıya sallarla geçiliyormuş. Yine de halk genellikle eski köprüyü kullanıyor. Karşı kıyıdaki şehrin adı da Rohri şehri. Oradan yolumuza devam ederek “Sadhu Belo” adlı adanın tam karşı kıyısına park ettik. 5-6 basamak merdiven çıktığımızda adayı karşımızda gördük. Nehir kenarında salaş bir indirmenin altında biraz oturarak hem adayı, hem manzarayı seyrettik. İndüs nehrindeki bu güzel adaya salla 5 dakikada geçiliyormuş. Salda biraz ilerde duruyordu. Ancak biz adadaki ağaçların arasından görünen tapınağın resmini çekmekle yetindik. Hindulara ait bu tapınağı görmek için Hinduların zaman zaman adayı ziyaret ettiğini anlattılar. Çok sayıda Hindu tanrılarına ait heykellerin ve yazıtların olduğunu duymuştum. Yarım saat oturduktan sonra yola çıkarak bu sefer “Tomb Of Seven Sisters” adlı alana geldik. İndüs Nehri kenarında bulunan büyük bir parkın yanında durduk. Çimenlik ve yer yer ağaçlı parkta kız ve erkek öğrenciler piknik yapıyorlardı. Sol tarafta merdivenle çıkılan bir tepenin üzerinde mavi çinilerle kaplı bir bina gördük. Bu binanın nehre bakan tarafında yedi kızkardeşin anıt mezarını görmek mümkün. Acıklı bir hikayesi var. Bu yedi kız kardeş Rohri şehrinde ve İndüs kenarında bir evde yaşıyorlarmış ve erkeklerden kendilerini saklıyorlarmış. Ancak bir raca bu kızların güzelliğini duymuş ve gelmelerini emretmiş. Ancak bir anda dünya dönmüş ve ne evleri kalmış, ne de kızlar. Kaybolmuşlar. Daha sonra oturdukları evin yerine yedi adet mezar yaptırılarak bu ad verilmiş. Biz de uzun uzun öğrencilerle oturup sohbet ettik ve resimler çekildikten sonra gitmek üzere yola devam ettik. Yolda irmik helvası satan bir yerde durduk. Greyfurt suyu içtik. Gece saat 21.00 de kalacağımız “Seven 7 Hotel”e gelebildik. Muhtar Ali’ye 30.000 PKr (3.700 )lira verdik. Teşekkür ettik. yaklaştıkça yol kenarları çölleşti. Yeşillikler bitti. Yollarda çok fazla kamyon gördük.












