Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Multan – Pakistan

20 Ekim 2024 Pazar

Sabah kahvaltıdan sonra taksi ile 86 liraya daewoo garajına geldik. Kişi başı 2470 pkr aldığımız biletlere 4940 pkr ödemiştik. En önde 1-2 numaralı yerlere oturduk. Garaj ve otobüs hem temiz, hem de konforluydu. 5 saat süren güzel bir yolculuktan sonra Multan’a vardık. İlk işimiz daha sonra gideceğimiz şehir olan Sukkur’a bilet almak oldu. İlk işimiz bir rikşaya binerek “Türkiye Bistro” ya gitmek oldu. Rikşaya 86 lira ödedik. 14.30 da lokantaya indiğimizde çalışanlar 17.00 açılacağını söylediler. Ancak biz lokantanın önündeki bahçede oturduk. Çalışanlara sahipleri ile tanışmak istediğimizi söyleyince telefon ettiler. Hemen sahipleri geldi. Hanım Tasneem Qasim Raza, eşi ve oğlu diş hekimi Muhammed beraberce geldiler .Tanıştık ve sohbet ettik. Kebap yedik, ısrarlarımıza rağmen bizden para almadılar.

Daha sonra bizi arabaları ile şehirde tur atarak kalacağımız “Ramada by Windham ” adlı otele getirdiler. Otele güvenlik elemanlarının kapıda beklediği kalın duvarlarla çevrili bir kapıdan girdik. İçerdeki kapıda da bir kaç güvenlik vardı. Bu şehirde 3 gece kalacağız. Rezervasyondan bir sonraki günün programını sordular. Bize sabah güvenlik tahsis edeceklerini söylediler. Hemen odamıza çıktık.

21 Ekim 2024 Pazartesi

Sabah kahvaltıya indik. Restoran harika. Burada herşey var. Bir kuş sütü noksan. Ancak peynir, zeytin yoktu. Söyledik getirdiler. Gerçekten harika bir kahvaltı yaptık. Garsonlardan biri de biraz Türkçe biliyormuş. Adı da Abdel-Rahman. Bizimle çok ilgilendi. Dışarıya çıkarken motosikletli iki güvenlik elemanı geldi. Biz rikşa çağırdık. Onlar bizi takip ettiler. Multan Fort kalesine gittik. Kale şehrin tam merkezinde Biraz tepede ve kısa bir duvar şeridi ve kale kapısı var. Kalenin içi yürüyerek geziliyor. Ancak biz güvenlikle gezdiğimiz için Tomb Of Rukn-e Alam adlı anıt mezara kadar rikşa ile girdik. (25lira) Pencaplı sufi Şeyh Rukn-ud Din Abul Fateh onuruna yapılan bu 14.yüzyıl türbesi koyu mavi ve beyaz çinilerle kontras oluşturmuş ve geometrik desenleri, kırmızı cilalı tuğlalarla benzersiz bir atmosfer oluşturmuştur. İç mekanda torunları ve müritlerinin 72 adet mezarı bulunmaktadır. Bu güzel anıt mezarı ziyaretten sonra 300 metre ilerde bulunan Baha-ud-Din Zakaria’nın içinde yattığı binaya geldik. Rikşa bizi burada da bekledi. Öncekine göre daha küçük olan bu yapıda giriş kapısının önünde orijinal turkuaz ,sarı ve mavi renklerle süslenmiş küçük mezarlar bulunmaktadır. Rükne Alam’ın babası olan Zakaria’nın türbesi 1263 yılında inşa edilmiş. Zakaria , Sufi mezhebini önce Hindistan’da tanıtmış; Multan’da da bir üniversite kurmuştur.

Multan, Pencap eyaletinde olup, Pakistan’ın 6.büyük şehridir.3,8 milyon nüfusu olan Multan, Pakistan’ın ortalarında yer almaktadır, “Multan 4 şeyi ile ünlüdür” demişlerdi. Sarı tozu, mezarları, dilencileri ve sıcağı.

Bu güzel anıt mezarları ziyaretten sonra tekrar Türkish Bistro adlı lokantaya gittik. Hemen lokantanın yanında satış yapan ve daha evvel Antalya’da çalışmış ve Türkçe bilen ” İstanbul” adlı seyyar lokantanın sahibi de geldi. Uzun uzun sohbet ettik. Bu arada bizi gezdiren rikşaya da toplam 150 lira ödedik. Bu günde yediklerimizden para almadılar ama biz garsonlara bahşiş verdik. Bizi gece kızlarının evine çay içmeye götürdüler. Villaların bulunduğu semtte ailelerini de davet etmişler. Hepsi ile tanıştık. Dönüşte yine bizi Multan’ı gezdirerek otele bıraktılar.

22 Ekim 2024 Salı

Sabah ramada otelde yaptığımız güzel kahvaltıdan sonra polis eşliğinde saat 10.00 yola çıktık. Bu gün kocaman bir polis arabası geldi. Önce şehir merkezindeki meydanda bulunan “Ghanta Ghar” adlı kırmızı binayı ve saat kulesini gördük. 1884-1888 yılları arasında yapımı tamamlanmış bu tarihi bina halen belediye olarak kullanılıyormuş. Tam karşısındaki ufak dükkanlarda ise her türlü eşya satılıyordu. Kuledeki saat ise durmuş, çalışmıyordu.

Khuni Burj: Eski Multan şehrinin surlarından kalma bir burçtur. Burada bir çok savaş yaşandığından adına ” kanlı burç” denilmiştir. Bu gün şehrin ortasında kalan bu çok bakımsız burcun önünde bir at arabası parketmişti.

Delhi Gate: Tarihte Multan’ın eski surlarından şehre girilen kapılardan birisi bu kapı muhteşem bir mimarisi ile halen şehrin ortasında kalmış, her tarafında dükkanlar var.

Haram Gate: Tarihte Multan’ın üç giriş kapısından biri olan bu kapı halen şehrin ortasında kalmış, ulaşmamız biraz zor oldu. Kırmızı ve üst kısımları sarı renkli kapı halen bakımsız olmasına rağmen iyi durumda görünüyor.

Bohar Gate: Multan’ın tarihte üç kapısından diğeri olan Bohar Kapısı da aynı şekilde şehrin ortasında kalmış. Polis eşliğinde şifalı otların satıldığı bir kaç baharatçı dükkanını gezdik. Ama zaman azlığından hiç bir şey alamadım.

Bibi Park Daman Mosque: Şehrin tamamen başka bir köhne semtinde bulunan bu mezar bir kadına ait olduğundan sadece kadınların girmesine izin veriliyormuş. Sadece ben girip dışardan resim çekebildim. Başka kimsecikler yoktu.

Shrine Of Shah Yusuf Gardezi: Bohar Kapısına yakın bir ara sokakta olan bu mezarı bulmamız biraz zor oldu. Sokak arasına park ettikten sonra dar bir bahçe kapısından geçip yürüdük. Sonra üç dürt basamak merdiven den çıkıp bir avlunun ortasına inşa edilmiş binayı gördük. Hikayeye göre Gardezi bir yılan ve bir aslan eşliğinde Afganistan’dan gelmiş ve 1115 yılında Multan’da ölmüştür. Bu iki hayvanın bina girişinde gömüldüğü anlatıldı. Aslan resmini gördüm, ancak yılanı göremedim. Türbe dikdörtgen şeklinde ve mavi çinilerle kaplı bir binanın içindedir. Binanın iç kısmı bazıları kabartmalı olan parlak ufak aynalarla kaplanmıştır.

Tomb Of Shah Shams Sabzwari Tabrez: 1200 lü yılların başında Multan’a gelerek dergahını kurmuş ve İslam hakkında halka vaazlar vermiştir. Ayrıca şiirleri vardır. Her yılın haziran ayında adına anma günü yapıldığı söylendi.

Char Minar Masjid: Bu dört minareli mescidi de biraz zor bulduk. Ancak mescide girilmiyordu. Sadece minarelerin dışardan resmini çekebildim. Aslında iç dekorasyonunun çok güzel olduğunu okumuştum.

Gezilecek yerleri bitirdikten sonra Daewoo garajına gidip Sukkur şehri için otobüs bileti aldık. Bu günkü gezi için rikşaya toplam 130 lira ödedik. Sukkur otobüs biletini kişi başı 400 lira(3.150 pkr) olmak üzere 6.300 pkr rupisi ödeyerek aldık.

Bu gün otele dönerek aldığımız meyveleri yedik.

Yorum Yazın