13 Ocak 2024 Cumartesi
Kamboçya, Tayland ile kara sınırı olan bir ülke. Kapıda vize uygulaması var. Kamboçya’da konuşulan dil “kmerce”. Yerel halka kmer deniliyor.. Her yerde dolar geçiyor. Aslında parasının adı riel. Fakat biz hiç kullanmayıp hep dolar harcadık. Yönetim şekli meşruti monarşi olup kral başşehir Pnom Penh şehrinde oturmaktadır. Ülkede daha ziyade tuktuk ve motosiklet kullanılmaktadır.
Bangkok’ta sadece 1 gece kaldığımız Khaosan Road caddesindeki yer yataklı “Dang Derm Hotel” den tuktukla “Travel Mart” adlı otobüs terminaline geldik. İki Katlı otobüse yemek dahil kişi başı 1.250 Baht ödeyerek bilet almıştık. Otobüsteki yerimizde ortada ve önümüzde görüşümüzü engelleyecek bir koltuk olmadığından çok güzel bir yolculukla Kamboçya sınırına geldik. Kapı vizesi aslında 30 dolar. Ancak biz 40 dolar ödeyerek sınırdaki işlemleri de şirketin yapmasını istedik. Arabada valizlerimizi bırakarak indik. Boynumuza “VİP” yazılı bir belge taktılar.10 metre yürüdük. Pasaportlarımız vize kaşesi basılmış halde geldi. Tekrar otobüsümüze binerek yola devam ettik. Çok sayıda kara sınırı geçtik, ancak bu kadar kolay ve rahat bir sınırı ilk defa geçiyoruz. Tayland sınır kapısının adı. Kamboçya sınır kapısının adı ise Poipet. Sınırı geçtikten sonra yol üzerindeki bir lokantada ücretsiz yemek yedik. Zira biletlere yemek ücreti dahildi. Biz orada helal yiyeceğimiz belirttiğimizden bize ona göre yemek verdiler. Yaklaşık yolculuk 9 saat sürdü.
Saat 17.00 de otele gelebildik. Chetatea Hotel. Bu otele 3 gece için Delux Oda 81,90 dolar otelde ödedik. Otelimiz tam şehrin göbeğindeki ana caddenin bir arka sokağında olduğundan son derece sessizdi. Bu otelde kahvaltı dahil kaldık. Ancak kahvaltı yolun karşısındaki diğer oteldeydi. Yoksa bu seyahatteki en temiz, odası çok geniş, personeli çok yardımsever, ulaşımı çok rahat olduğundan en beğendiğim otel oldu.104 nolu odada kaldık. Otelin önünde her zaman tuktuklar bekliyordu. Valizlerimizi bırakıp yürüyerek ön caddedeki Türk dönercisine gittik. Sokakta döner satan dönerci bir saat sonra ancak tezgâhı hazır hale getirip yemeklerimizi verdi. Arkasından yakındaki masaj salonunda ayak masajı yaptırdım. Yarım saat ayak 150 Baht. Yarım saat sırt masajı toplam 1 saat 250 Baht. Yürüyerek otele döndük.
14 Ocak 2024 Pazar
Otelde güzel bir kahvaltıdan sonra İngilizce bilen “Bon Long” adlı Tuktukçu ile günlük 10 dolara anlaşarak önce “Kampung Phluk” adlı yüzen köyü görmeye gittik. Siem Reap’a 45 dakika uzaklıktaki bu köye bence tuktukla gitmek lazım. Tozlu köy yollarında meyveler aldık. Öküz arabaları gördük, sular altında pirinç tarlaları geçtik. Sonra yolun bir yerinde bizi durdurarak giriş parası olarak iki kişi 40 dolar ödedik. Daha sonra nehir kenarında onlarca teknenin sıralandığı bir alanda durduk. Tekneye binerken herhangi bir para ödemedik. Tekne sadece bizi alarak iki kişi ile nehirde hareket etti. Nehir üzerinde yüzen evlerde geleneksel hayatlarını sürdürmekte olan yerel halkın günlük yaşam tarzlarını görerek çok enteresan bir tekne turu yaptık. Bir saat kadar nehirde gittikten sonra bir iskeleye çıktık. Burası “TONLE SAP GÖLÜ”nün başlangıcıydı. Tekne tahtadan iskeleye yanaştı. İskelenin diğer kısmında ise nehirde Mangrove denilen ağaçların arasındaki yüzlerce ufacık teknelerde kadınlar yolcu bekliyorlar. Kişi başı 10 dolar. Burada çocuklara götürdüğüm oyuncakları dağıtıp, şeker verdik.
Kamboçyalılar suya direkler çakarak yaptıkları bu evlerde gerçekten çok zor bir yaşam sürüyorlar. Bu köyde herşey yüzüyor, yüzen okul, yüzen polis karakolu, yüzen market, yüzen tapınak, yüzen benzin istasyonu gibi. Genelde balıkçılıkla geçiniyorlar. Tonle Sap Gölü güneydoğu Asya’nın en büyük gölü. Nehirde diz boyu suların içinde balık tutmaya çalışan insanlar gördük. Bu nehirdeki gidiş geliş yolculuğumuz üç saati geçti. Karaya çıktığımız yerdeki büfede Hindistan cevizi kestirerek içtik ve biraz etrafı seyrettik. Ban Longa bir şapka hediye ettim. Dönüş yolundaki meyvecilerden çeşitli meyveler alarak “Eastanbul” adlı Türk restorana geldik. Ancak sahibi yoktu. Hiç Türkçe bilen de yoktu. Zaten hiç beğenmedik. Ancak humuslu köfte yedik ve bir tuktukçuya 1 dolar ödeyerek otele döndük.
15 Ocak 2024 Pazartesi
Sabah 08.00 de karşı otelde yaptığımız açık büfe kahvaltıdan sonra saat 09.00 da Bon Long adlı ingilizce bilen tuktukçumuz bizi aldı. Bugün tam gün gezeceğiz ve 15 dolar ödeyeceğiz.
Angkor Wat harabelerini gezeceğiz. Çok büyük bir alana yayılmış dünyanın yedi harikasından birisi olan bu harabelere bilet almak için biletlerin satıldığı yere gittik. Burada hiç kuyruk yoktu. Bir günlük biletler için bir kişi 37 dolar olmak üzere iki kişi için 74 dolar ödedik. Tekrar yola koyulup Angkor Wat park alanında inerek çok uzun bir yoldan yürüyerek Harabelere geldik. Bayon, Tha Prohm ve Bae tapınaklarını gezdik. Burada çok fazla tapınak var. Ancak normalde üç günlük biletle gezilebilir. Biz en önemlilerini gezebildik.
1992 yılında Unesco Kültür Mirası listesine alınmış. 1431 yılında Kmer imparatorluğunun yıkılması ile burası kullanılmaya devam edilmiş, ancak ağaçlar tarafından sarılarak doğaya yenik düşmüş; 1858 yılında Fransız bir doğa bilimcini yazdığı bir kitapla dünyaya duyurulmuştur. Burası Kmer İmparatorluğu zamanında imparatorluğun başkentiymiş. 39 adet ayrı tapınaktan oluşan bu alan bugün turistlerin Kamboçya’da en çok ziyaret ettiği alan. Siem Reap şehrine 6 km uzaklıktaki bu tapınakların bazısı Hindu, bazısı Budizm tapınağı. Bazıları da Budist tapınağına dönüştürülmüş. Bu tapınaklar şehri kemerler, pencereler, asma katlı haç şeklinde teraslar, lotus çiçeğini andıran kuleler, ormanlardan gelecek zararlara karşı kazılmış derin hendekler ve bağlantılı çıkıntılardan oluşuyor.
Ta Prohm adlı tapınak adını Angelina Jolie ile duyurmuş. Tom Raider filminin bazı sahneleri burada çekilmiş. Ancak bu tapınağa da ormanın içinden 1 km. kadar tozlu bir yolda yürüyerek gidiliyor. Tapınak 2,5 dönümlük bir alanı kaplasa da duvarları ve hendekleri ile bir kasabayı barındıracak kadar 148 dönümlük bir alanı kaplamaktadır. Kazılardan edinilen bilgilere göre bu tapınakta 12.640 kişinin yaşadığı, yakınlarındaki köylerde yiyecek ve içecek bulmak için çalışan 79.365 kişilik bir nüfus tarafından ziyaret edildiği yönünde kayıtlar bulunmuştur.
Angkor Wata aslında gün doğumunda ya da gün batımında gidilirse tapınağın kuleleri arasından nilüfer çiçekleri ile kaplı gölete sızan güneş ışıkları kızıl gölgeleriyle insanı büyülüyor. Tapınak 30 yılda yapılmış. Tapınaklarda kullanılan taşlar buraya 70 km uzaklıktaki bir taşocağından çıkarılmış. Siem Reap Nehri ile Tonle Sap Gölünden kanallar açılarak taşlar bu kanallardan teknelerle taşınmış. Bu kanallar halen duruyor. Merkez kulenin etrafında 4 kule görülüyor. Merkezdeki lotus çiçeği şeklindeki 5.kule ise tanrı Vişnu’nun yaşadığı dağ olan Meru’yu temsil ediyor. Angkor Watı gezen kadınların omuzlarını ve dizlerini örten kıyafetler giymeleri gerekiyor.
Akşam saatlerine kadar ancak bu tapınakları gezebildik. Ağaç kökleri de bu tapınakların bazılarını sarmış ve göklere kadar uzanmışlar adeta.
Akşamüzeri Siem Reap’ta bir pasajın içinde yeni açılmış olan “Turkish Restoran”ı bularak oturduk. Tam merkezde Green Market pasajında. Servis saat 17.00 de başlıyormuş. Bizde oturup bekleyerek nefis köfteler yedik. Bir porsiyonda 5 köfte ve minnacık bir tabakta salata geldi. Kişi başı 7 dolar olmak üzere 14 dolar yerine 12 dolar aldılar. Sonra bir saat sırt ve ayak masajı yaptırarak 5 dolar ödedim. Yürüyerek otele döndük.
16Ocak 2024 Salı
Bugün Siem Reap’ta dinlendik. Gece otobüsüyle saat 21.00 de Vietnam Saygon’a gitmek üzere hareket edeceğiz. Biletimizi iki kişi 74 dolara aldık. Olongoic firmasının önünden hareket eden gece otobüsü iki katlı yer yataklı. Ufacık perdeli odalar var. Yerde ufacık yastık ve battaniye. Cam yok. O gece nasıl berbat bir yolculuk yaptık. Sabaha karşı Pnom Penh adlı Kamboçya’nın başşehrine geldik. Orada valizlerimizle inip tuktukla başka bir yazıhaneye getirdiler. Saygon’a hareket edecek otobüsü beklerken kahvaltı ettik.




















