Ağva, Yeşilçay ve Göksu derelerinin Karadeniz’e döküldüğü bölgede oluşmuş delta üzerinde kurulu şirin bir köy. İstanbul’da, şehir ortamından uzak, akarsuyun denizle, yeşilin maviyle kucaklaştığı ve ahşap ile betonun bütünleştiği eşsiz bir ortam.İstanbulluların, yazın hafta sonlarını geçirmek için gittikleri Ağva sonbaharda yoğun ilgi görmekte. Öyle bir yerde kurulmuş ki iklimi, Akdeniz ile Karadeniz iklimi arasında geçiş tipi teşkil eden bir özelliğe sahip olduğundan aslında her sezon da gidilebilir.
Çeşitli uygarlıkların izlerini taşıyan Ağva, Lâtince bir kelime olup, adı aqua’dan gelir. Aqua su demekse de burada ”iki dere arasında kurulmuş köy” anlamında kullanıldığı söylenir.
Ağva, 25-30 metre genişliğinde 5 km. uzunluğunda birçok kolu olan, balık tutmaya elverişli,
üzerinde deniz bisikleti ve kano ile gezilebilen bir dere aynı zamanda. Etrafını çevreleyen ormanlar yaban domuzu, ceylân, çakal ve birçok kuş türünü barındıran yapısıyla pikniğe, trekking ve avlanmaya elverişlidir. Ağva’da her mevsim heyecan verici sayısız aktivite ve benzersiz tatil olanakları mevcuttur.
Tercihiniz balık tutmaksa doğru yerdesiniz. Deniz kenarında, iki derenin kenarlarında ve teknelerde balık lokantaları mevcut. Ancak siz kendi tuttuğunuz balıkları da pişirtebilirsiniz.
Hattâ kendin pişir kendin ye türü lokantalarda avladığınız balıkları mangal yapabilirsiniz.
Ağva, gerçekten bir yeryüzü cenneti. Nehrin iki kıyısına sıralanmış butik otellerin hemen hemen hepsi ahşap görünümlü. Bazıları taşla harmanlanmış. Yemyeşil, rengârenk çiçeklerle bezenmiş bahçelerin arasından görünen kütük evler ve minik bungalovlarda çeşitli hizmetler sunuluyor. İnsan buralarda kendisini âdeta inzivaya çekilmiş hissediyor.
Sabah nefis bir kahvaltıdan sonra hamağa uzanarak ve kitap okuyarak dinlenmek ya da küçük bir kayıkla nehir turuna çıkmak mümkün. Sonra da bu sevimli balıkçı köyünün dar sokaklarında eski evleri keşfederek önlerinde hatıra fotoğrafları çekilebilir. Akşam üzeri dalgakıranın ucuna kadar yürüyüp Ağva Fenerinden gurubu seyredebilirsiniz.
Ağva’nın Karadeniz’e bakan tarafı ise uçsuz bucaksız geniş kumsallarla kaplı. Ağva’ya 15 dakika uzaklıkta Kilimli ve Kadırga koyları ile görünümü bir gelin duvağını andırdığı
için Gelin Kayası denilen bölgeyi de mutlaka görmek lâzım. Kerpe tarafındaki bu kayalık
nefis manzaralı bir koyda oluşmuş.
Kalemköy’de Romalılar’a ait kalıntılar ve mezar taşları, Hacıllı köyünde Gürlek Mağarası ve şelâle, Geredeli’de antik liman kalıntısı, Hisartepe’de kale kalıntısı ve Sungurlu Mahallesinde dağ değirmeni çevrede görülecek yerlerin başında geliyor. Bu saydığımız yerlere otellerde günlük turlar yapıyorlar.
Köydeki dükkânlarda Şile bezinden yapılmış kıyafetler satılıyor. Dalgakıran yolunda ise yanyana sıralanmış barakalarda hâtıralık eşyaları bulmak mümkün.
Kendi imkânlarınız ile Ağva’ya gitmek çok kolay. Tem yolundan Ümraniye-Şile yoluna girin. Şile’ye gelmeden Pot Deresini geçtikten sonra Ağva tabelâsını göreceksiniz. Hemen sağa dönüp Ovacık, İmrendere, Teke güzergâhını takip edebilirsiniz. Bir de gelmişken Şile’yi görelim derseniz Şile’yi geçtikten sonra sahil yolunu takip ederek Kabakoz, İmrenli, Akçakese, Kurfallı köylerini geçip 1,5 saatte Ağva’ya ulaşabilirsiniz.
Ağva’ya Üsküdar’dan her saatbaşı kalkan otobüslerle de ulaşmak mümkün. Bu seyahat Ağva pazarının kurulduğu güne denk getirilirse organik ve taptaze sebze ve meyveler ile köy ekmeği de alarak mutlu ve huzurlu bir şekilde İstanbul’a dönülür. Dönerken de yolda en yakın zamanda tekrar gelmek üzere plânlar yapılır.






