Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Chiang Mai-Tayland

Dünyanın en güzel tapınağı bu şehirde.

8 Ocak 2024 Pazartesi

Sabah Bangkok Khaosan Road caddesindeki The Mulberry Hotel’deki odamızda yaptığımız kahvaltıdan sonra taksi ile Mochit Otobüs Terminaline geldik. Otobüs biletlerini (1.200 baht iki kişi) bir gün evvelden gelerek almıştık. Aslında Bangkok-Chiang Mai arasında her gün birisi gündüz treni olmak üzere 4-5 tren var. Ancak turistlerin çoğu manzaraların güzelliği dolayısiyle gündüz trenini tercih ediyorlar. Zira yolculuk 10 saat sürüyor.   Gündüz trenine bilet bulmak çok zor. Tren kalkış saatinden 72 saat önce biletler satışa açılıyor. Açıldığı anda da bitiyor. Onun için biz gidiş için bilet bulamadık. 12.01.2024 tarihinde dönüşümüzden 72 saat önce de baktığımda sadece 2 ayrı yerde 2 bilet buldum ve ayrı yerler olmasına rağmen aldım. Dönüş trenine bindiğimizde rica ile yer değiştirdik.

Bangkok-Chiang Mai (Çen May diye okunuyor.) arasındaki 10 saatlik otobüs yolculuğumuz güzel manzaralar eşliğinde çok harika geçti. Yemyeşil ormanlar, nehirler, sular içindeki pirinç tarlaları, küçücük tahta evli köyler ve kasabalar görerek akşam saatlerinde Chiang-Mai’ye geldik. 150 Baht vererek bir taksi ile kalacağımız Roseate Hotele geldik.  Otelimiz eski şehirde ve şehri ikiye bölen dere kenarında güzel ve temiz bir otel. Bu otele iki kişi bir oda 4 gece için 90,58 dolar ödedik.

Chiang Mai şehrini çok sevdik. Yer olarak kuzey Tayland Laos, Myammar sınırlarının birleştiği noktada ve yakınlarından Mekong nehri geçiyor. Tabiat manzaraları müthiş bir tapınaklar şehri. ABD ve Avrupa’nın emeklileri gelip bu şehre yerleşiyorlarmış. Havası, suyu, meyve ve sebze çeşitliliği, deprem tehlikesinin olmaması ve ucuzluğu ile tam yaşanacak bir şehir. Ben de çok sevdim.4 gece ve 4 günümüzü bu şehirde geçirdik. Tekrar gelmeyi çok isterim.

9 Ocak 2024 Salı

Bu otelde kahvaltı olmadığından odamızda kahvaltımızı yaptık. Kapının önünden geçen bir tuktukla 200 bahta anlaşarak önce

WAT CHEDİ LUANG adlı Budist tapınağına gittik. Bu tapınak Mengrai Hanedanının 7. Hükümdarı olan Kral Saen Muang Ma döneminde 1385-1402 yıllarında yapılmış 4 köşeli ve tepesine basamaklarla çıkılabilen fakat şimdi çıkılması yasaklanmış bir tapınak. Ancak etrafı çok güzel restore edilmiş bir parkın ortasında yer alıyor. Tuktukçu bizi bıraktığı yerden alarak Wat Pho Thao ve Wat Pho Sing adlı tapınaklara da götürdü. Yolda gördüğümüz yerel tur şirketlerinin birinden 10 Ocak günü için bir tur aldık. Bu tapınakları gezdikten sonra Tuktukçu bizi daha evvelden belirlediğimiz “Little İstanbul” adlı Türk Lokantasında bıraktı. Ancak sahibi Phuket’te olmasına rağmen çalışanlar bizimle çok ilgilendiler. Güzel bir kebap, humus yiyerek mango suyu içtik. Buradaki meyve sularını hemen sıkıp büyük bir bardakta veriyorlar. Çalışanlarla uzun bir sohbetten sonra tekrar bir tuktukla otelimize döndük.

10 Ocak 2024 Çarşamba

Sabah kahvaltıdan sonra yerel tur şirketinin minibüsü bizi otelden aldı. Yerel tur şirketlerinin bu hizmetleri harika. 2 kişi tam gün tura 2.500 baht ödedik. İçinde öğle yemeği de var.

Sabah önce otellerden turistleri topladıktan sonra 10 kişi rehber le birlikte “Hot Spring” denilen sıcak sulara gittik. Yuvarlak havuzlardan çıkan dumanların uzaktan göründüğü bu yerde önce minibüsten indik. Yerel köylü kadınlar bir çubuğa asılı küçük sepetlerin içinde 3 adet yumurtayı 20 Bahta satıyorlar. Alıp havuzdaki kaynar suda 5 dakikada pişen yumurtaları afiyetle yiyebiliyorsunuz. Burada yaklaşık 1 saat vakit geçirdikten sonra “Long Neck Karen Padaung Village” adlı köye gittik. Bu köyde yaşayan Karen Kabilesi aslında Burma’daki savaş ve baskılardan kaçarak bu köye yerleşmişler. Küçük kız çocukları boyunlarına pirinçten yapılmış halkalar takarak büyüdüklerinden boyunları bayağı uzuyor. Karen kültürü ve yaşam şekillerini görmek için bu köye turlar yapılıyor. Ancak köyde hiçbir erkek göremedik.

Minibüsümüz köyün girişindeki otoparkta durdu. Toprak bir yoldan ilerleyerek tahta barakalardan yaptıkları satış tezgahlarını ve bekleşen köylü kadınlarını gördük. Bir tanesi de ufak bir dokuma tezgahında bir örtü dokuyordu. Bunlar iplikleri kendileri eğirerek örerek atkı, çanta, yelek gibi üretim yaparak orada satıyorlar. Küçük ve sevimli kız çocuklarını da güzel güzel giydirip boyunlarına halkalar takmışlar. Ben de onlara bir sürü oyuncaklar götürmüştüm. Onları verip sevdik. Resimler çekildik. Bu yer aslında çok küçük bir yer. Toplasan 20-25 tezgâh vardır. Burada da bir saat oyalandıktan sonra hareketle “Chiang Rai (okunuşu Çen Ray) şehrine doğru yola çıktık.  Yaklaşık bir saat yolculuktan sonra “White Temple” denilen Beyaz Tapınağa geldik. Diğer adı” Wat Ron Khun” olan tapınağa girmek için gişeden 100 Baht vererek bilet aldık.

WHİTE TEMPLE (Beyaz Tapınak)- Wat Rong Khun-Dünyada En Güzel Tapınak

Müthiş, rüyada mıyım?

Tayland’ın en büyük sanatçılarından Chalermchai Kositpipat tarafından sanatını konuşturduğu bu yapı Tay sanatının da en önemli tasarımı. Uzaktan bakıldığında ışıltılı porselenden yapılmış gibi görünse de yakından bakılınca beyaz badana ve şeffaf aynalı yongaların karışımıyla entegre edildiği zor anlaşılan muazzam bir sanat eseri. Ana salon duvarında, Lord Buda’yı ve onun yaşadıklarını ve gördüklerini anlatan çağdaş sanat duvar resmi bir harika. Beyaz Tapınağı ana kapısından girerek gezip resimler çektikten sonra, Singha Parkı dolaşıp bu muazzam tapınağa doyamadan Mavi Tapınağa doğru yola çıkıyoruz.

BLUE TEMPLE (Mavi Tapınak)-Wat Rong Suea Ten

Mavi tapınak, 1996 yılında orada bulunan eski bir tapınağın yerine yerel halk tarafından başlanmasına rağmen esas inşaat 1996 yılında başlanıp 2005 yılında Phuttha Kabkaew tarafından gerçekleştirildi. 2016 yılında tamamlanan ve Budist sanatında neo geleneksel tarzda bir eser olduğu anlatıldı. Büyük bir alanın tam ortasında ana bina ve yanlarda bir sürü heykellerden meydana gelmiştir.

Blue Temple ve Mavi Temple gezdikten sonra yemek yedik. Omlet ve salata yedik. Sonra Baandam Müzesine gittik. Büyük bir ahşap binanın içinde ahşap oyma sanatı ve modern resimler sergileniyordu.

Baandam Müzesini gezdikten sonra “Golden Triangle” denilen Tayland, Laos ve Myammar adlı 3 ülkenin sınırlarının uç noktasındaki Mekong nehrinde bir tekne gezintisi için hareket ettik. Uzunca bir yolculuktan sonra nehir kenarına park ederken bir tarafta iskele, diğer tarafta kocaman bir Buda Heykeli gördük. Can yeleklerini giydikten sonra tekneye binerek Mekong Nehrine açıldık. Gerçekten burası görülmeye değer. Sol taraf Tayland ve Myammar, sağ taraf Laos ve 60 km sonra Çin olduğunu Nehri de Vietnam Saygon Şehrinde denize dökülüyor. Daha sonra Mekong Deltasında da bir tekne gezintisi yaptık.

Golden Triangle tekne gezisinden sonra minibüsümüz bizi Little İstanbul lokantasına bıraktı. Gece Pazarının kurulduğu caddedeki lokantada humuslu kebabımızı yedikten ve mango suyumuzu içtikten sonra otelimize döndük.

11 Ocak 2024 Perşembe

Oteldeki odamızda “Hot Spring” te pişirdiğimiz yumurtalarla güzel bir kahvaltı yaptık.

Otelin önünden ufak köprüden yürüyerek derenin karşısına geçtik. Yolun köşesinden kalkan ve” sungthaew” denilen arkası açık kırmızı renkli dolmuş kamyonete bilet aldık.2 kişi gidiş dönüş 360 Baht ödedik.

WAT PHRA THAT DOİ SUTHEP.

Tapınağa kısaca Doi Suthep denilmekte olup aslında   konuşlandığı dağın adıdır. Yaklaşık gidiş 30 dakika sürüyor. Dağın tepesine kadar cable car denilen fürniküler için 20 baht, tapınak için de 30 baht ödedik. Yukarıda bizi altın kaplı kubbeli muhteşem bir Budist tapınağı karşıladı. Buraya çıkmak için 306 basamaklı bir merdiven de varmış. Naga denilen Hindu ve Budist mitolojisinde ejderha benzeri tanrılar ve bu ejderhaların merdivenleri ve giriş kapılarını koruduklarına inanılıyor.

Zirveye ulaştığımızda altın pagodalar, tapınaklar, çanlar, kutsal Buda kalıntıları ve tapınağın en kutsalı olan Altın Buda tapınağını gördük. Beyaz bir fil heykeli, Naga merdivenlerinin tepesinde duruyor. Arazide çok sayıda dua edilecek ibadet yerleri mevcut. Tapınağı gezerken bir Türk gurup ile karşılaşınca çok mutlu olduk ve onlarla uzun uzun sohbet ettik.

Yine fürnikülerle aşağı inerek bizi bekleyen kamyonete binerek şehirdeki “Little İstanbul Lokantası” na gittik. Nefis bir akşam yemeğinden sonra ,ertesi günü 10 saat tren yolculuğu yaparak Bangkok’a döneceğimizden trende yemek için 2 paket kebap yaptırdık. Kırmızı dolmuş kamyonetle 60 baht vererek otele döndük.

12 Ocak 2024 Cuma

Sabah 6.00 da oteldeki odamızdaki kahvaltıdan sonra saat 07.00 de otelden onların 91 Bahta anlaştığı taksi ile tren istasyonuna geldik. Ancak şoför 131 Baht istedi. Bayağı bir tartışmadan sonra 100 Baht ödedik. Bu taksicilerin hepsi aynı taktiği uyguluyor. 08.50 treni 8 numaralı perondan kalkıyor. Gündüz yolculuğu yapacağız. Bir vagon 60 kişilik pulman koltuklar harika. Ayrı yerlerde bilet bulmuştum. Trene binince yanımda oturacak kadına rica ettim. Böylece iki kişi rahatça yolculuk yaptık. Bu tren her istasyonda durmuyor. Manzaralar müthiş. Her yer yemyeşil. Ayrıca tren çok yavaş gittiğinden doya doya manzara seyretmek mümkün oldu. Tren yolculuğu çok güzel geçti. Akşam 20.00 de Khaosan Yolundaki” Dang Derm Khaosan ” adlı otele geldik. Burada sadece gece kalıp sabah Kamboçya’ya gideceğiz. Ancak otel resimlerdeki gibi değil. felaket. Odaya bir çıktık. Yerde 3 adet yer yatağı. Ben 2 yatağı üstüste koyarak öyle yatabildim. Eski, pis bir otel.

Yorum Yazın