Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Şeki-Azerbaycan

Şeki, Azerbaycan’ın kuzeyinde ve Bakü’den 370 km. uzakta bulunuyor.1968 yılına kadar “Nuha ” olarak anılmış. Yüzyıllar boyunca bu şehirde Araplar, Şirvanşahlar, İldenizler ,Gürcüler, Safeviler, Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir. 1745 yılında Nadir Şah öldürülünce Hacı Çelebi tarafından Şeki Hanlığı kurularak ancak uzun ömürlü olmamıştır. 1805 yılında Rus hakimiyetine giren Şeki Hanlığı 1819 yılında sona ermiştir. Tatlısı ile meşhur bir şehir olan Şeki, geçmiş tarihiyle Azerbaycan’ın en önemli turistik yerlerinden birisidir.

26 Mayıs2025 Paartesi

Sabah saat 09.00 da Şeki’ye gitmek üzere Gence garajına geldiğimizde minibüsün 8.20 de gittiğini ve diğerinin ancak 12.00 de olduğunu öğrendik. Bize garajda “Balakan” minibüsleri ile giderek şehrin girişinde inmemizi önerdiler. İki kişi 12 manat vererek 9.30 da hareket edecek minibüse bindik. Yarım saat gittikten sonra polis tarafından yol kesilerek durdurulduk. Bir saat sonra yollar açıldı ancak bu sefer de minibüs bozuldu. Saat 12.00 ye geliyordu. Yola çıkarak otostop yaptık. Fahrettin ve Nermin durup bizi aldılar. Onlara çok teşekkür ediyorum.

Üniversite öğrencisi gençler okuldan izin aldıklarını ve şehri gezdireceklerini söylediler. Önce Şeki Han Sarayına gittik. Taş evleri ile ve arnavut kaldırımları ile tarihten fırlamış bir kasaba görünümü veren saray bir tepede kale içinde İran mimarisini anımsatıyor. Kalenin üstündeki kapıdan girerek aşağı doğru yürüdük. Biletimizi Nermin aldı. Tekrar bahçeyi saran duvardaki kapıdan bahçeye girdik. Sarayın bahçesinde 1530 yılında dikilen iki adet ulu çınar ağacı bulunuyor. Ortasında küçük bir fıskıyeli havuzun bulunduğu bahçe kenarlarına banklar koyulmuş. Hanların Sarayının ön cephesinde çeşitli çiçek ve kuş motifleri var. Bu yazlık sarayı Hüseyin Han 18. yüzyılın 2. yarısında inşa ettirmiş. En büyük özelliği hiç çivi kullanılmamış olması. Bir gişeden geçerek içeri girerken, içerde resim çekmenin yasak olduğu söylendi. İçeride, pencerelerde vitray denilen cam işlemeciliği muhteşem, daha evvel İran’da bu tür vitrayları çok görüştüm. Bu vitrayların Venedik’ten getirildiğini söylediler. Şeki Hanları sarayın giriş katında devlet elçilerini ve diğer konukları kabul ederlermiş. Han ve ailesi ikinci katta yaşamışlar. Han eşlerinin oda duvarları çiçek, kuş ve hayvan motifleri ve ağaç dallarına konmuş bülbüllerle süslenmiştir. Han odası duvarları ise korkunç savaş sahneleri ile boyanmıştır. Sarayın tüm ahşap kapı ve pencereleri “Şebeke Sanatı” denilen bir işçilik kullanarak olağanüstü güzellikte yapılmıştır. Yapıştırıcı kullanmadan birbirine geçme ve geometrik tasarımla oluşturulmuştur. Buradan çıktıktan sonra sol tarafta “Halk Ve Uygulamalı Sanatlar Müzesi” ne girdik. Burası oda oda bölünmüş olup her türlü el sanatı görmek mümkün. Satış yapılıyor. Çıktıktan sonra ” Han Bağı” denilen bahçede oturup yemek yedik. Açık havada yemek yemek bir başka güzel. 4 kişi 35 manat ödedik. Bu bahçe içindeki güzel lokantanın karşısında bulunan Arnavut Kilisesi (Nukha Teslis) bugün “Yuvarlak Tapınak” adıyla da biliniyor. Eskiden bu kubbeli kilisenin yerinde bir caminin olduğu da söylendi. Solda ve sağdaki eklenti binaların ise 1828 yılında Rusların gelişinden sonra yapıldığı tahmin ediliyor. Bu kilise Unesco Kültür Mirası Listesine kabul edilmiştir.

Daha sonra yürüyerek aşağıdaki kale kapısından çıkarak arabamıza bindik. Şeki’nin meşhur tatlısı “Şiriniyyat” almak için iki yerde durduk. Ben 500 gr. 5 manattan aldım. Yollar harika Biraz aşağıda bugün odaları restore edilip dükkan olarak kullanılan Kervansarayın önünden geçerek Gence’ye doğru yola çıktık. 50 manata bizi taksi ile götürdüler. Yol yaklaşık 2 saat sürdü. Bazı yerlerde yol çalışmaları vardı. Akşam saat 20.00 civarında Gence’deki otelimize bıraktılar. Nermin ve Fahri’ye tekrar teşekkürler.

Yorum Yazın